Washington yönetiminin ilk değerlendirmesinde kısa süreli olması planlanan İran gerilimi aylardır sürüyor ve ABD'nin askeri gücünün büyük bir kısmını uzun süredir bölgede meşgul ediyor. Bugün bu savaş hakkında bildiklerimiz, büyük ölçüde resmi açıklamalar, medya raporları, ABD'li yetkililerin ifadeleri ve dağınık belgeler aracılığıyla elde edilen bir resimden ibaret; ancak bu resmin önemli kısımlarının hâlâ gizli kaldığı görülüyor.
En son örnek ise "Abraham Lincoln" uçak gemisi. ABC News'in haberine göre, ABD Deniz Kuvvetleri Bakan Vekili Kongre'ye gönderdiği bir mektupta, söz konusu uçak gemisinin göreve başlamasından bu yana muharebe grubunda toplam sekiz intihar girişiminin kaydedildiğini doğruladı. Bu istatistik sadece gemi mürettebatını değil, hava kanadı, komuta merkezi, eşlik eden muhripler ve gemide konuşlu havacılık filolarını da kapsıyor.
ABD Deniz Kuvvetleri yetkilileri, bu sayının uzun süreli bir görev için olağan dışı olmadığını ve her vakayı ciddiyetle ele aldıklarını belirtiyor. Ancak asıl mesele tam da burada yatıyor: Lincoln sadece bir uçak gemisi değil, aynı zamanda ABD ordusunun bu savaşta maruz kaldığı baskıların incelenebilir bir örneğine dönüşmüş durumda.
Normalde Pasifik Okyanusu'nda altı aylık sıradan bir görev yapması planlanan geminin rotası, İran savaşı nedeniyle değişti ve konuşlanma süresi alışılmadık şekilde uzatıldı. Toplamda 286 gün denizde kalan Lincoln'ün, yayınlanan raporlara göre bunun 200 günden fazlasını operasyon bölgesinde geçirdiği belirtiliyor. Bazı asker aileleri de bu uzun süreli konuşlanmanın yarattığı baskıdan şikayet etmişti.
ABD Deniz Kuvvetleri Bakan Vekili bile Ağustos ayında yaptığı açıklamada, savaşın rutin programları aksattığını; uzun süreli görevler ve muharebe operasyonlarının personel üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu itiraf etmişti. Aynı açıklamada; 266 günlük konuşlanma süresi, 200 gün çatışma bölgesinde bulunma, 10 binin üzerinde sorti uçuşu ve yaklaşık 1,5 milyon pound mühimmatın kullanıldığını da belirtmişti.
Ancak bu resmi anlatının yanında, zamanla başka detaylar da gün yüzüne çıkmaya başladı. Lincoln ile ilgili raporlarda; kritik dönemlerde personelin aileleriyle iletişiminin kısıtlanması, ikmalin zorlaştığı süreçlerde beslenme düzenindeki değişiklikler, teknik arızalar ve uzun süreli konuşlanmanın getirdiği psikolojik baskıya dikkat çekiliyor. Daha önce geminin durumuyla ilgili farklı bir tablo çizilmiş olsa da, ABD'li yetkililer artık bu sorunların bir kısmını doğrulamış durumda.
Bu nedenle, Lincoln olayı sadece sekiz intihar girişimi haberi olarak görülmemeli. Bu geminin önemi, uzun süreli bir savaşta ABD'nin en büyük ve en sembolik askeri güç unsurlarından biri olmasından kaynaklanıyor. Eğer binlerce personeli taşıyan bir uçak gemisi, yaklaşık 300 günlük konuşlanmanın ardından bu denli yoğun baskı ve sorunla karşı karşıya kaldıysa; akla gelen daha kritik soru, bu savaşta yer alan diğer üslerdeki, gemilerdeki ve askeri birliklerdeki personelin durumu ne?
Önemli bir gerçek var: ABD ordusunun bir savaştaki gerçek performansına dair veriler, genellikle gecikmeli olarak kamuoyuna yansıyor. Bilgilerin bir kısmı güvenlik gerekçeleriyle gizli tutulurken, diğer bir kısmı ise aylar sonra Kongre belgeleri, denetim raporları, askeri soruşturmalar, personel beyanları veya medya aracılığıyla gün yüzüne çıkabiliyor. ABD Deniz Kuvvetleri de gemilerle ilgili önemli miktarda operasyonel belge ve raporu kayıt altında tutuyor; ancak kamuoyunun bunlara anlık erişimi mümkün değil.
Dolayısıyla, bugün Lincoln hakkında bildiklerimiz, büyük resmin tamamından ziyade, muhtemelen çok daha geniş bir yapbozun sadece bir parçası hükmünde. Sekiz intihar girişimi, tek başına ABD ordusunun çöküşünü veya bir yenilgisini kanıtlamaz. Ancak 286 günlük konuşlanma, 200 günü aşkın çatışma bölgesi varlığı, operasyonel baskı, ailelerle iletişimin kısıtlanması ve ABD’li yetkililerin kabul etmek zorunda kaldığı diğer sorunlarla birlikte değerlendirildiğinde, ortaya ciddi bir soru çıkıyor: ABD ordusunun bu savaştaki gerçek durumuna dair hangi kısımlar hâlâ kamuoyundan gizleniyor?
ABD ordusu için bu savaşın gerçek maliyetine dair daha net bir resmin ortaya çıkması, belki aylar hatta yıllar alacaktır. O zaman, bugün Lincoln hakkında bildiklerimizin istisnai bir durum mu, yoksa henüz hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığımız daha geniş çaplı sorunların bir işareti mi olduğu netleşecektir.
Böylesi bir ortamda, yalnızca zayiat istatistiklerine ve imha edilen teçhizata bakmakla yetinmemek gerekir. Savaş, sadece haritalara yansıyan veya saldırı görüntülerinden ibaret değildir. Personel yıpranması, görev sürelerinin uzaması, psikolojik baskı, tedarik zincirindeki aksamalar, harbe hazırlık seviyesindeki düşüş ve uzun süreli bir savaşta askeri varlığı idame ettirmenin maliyeti de sahadaki gerçekliğin ayrılmaz bir parçasıdır.
Lincoln gemisi, bu açıdan özel bir öneme sahip; zira bu savaşta ABD askeri gücünün sembollerinden biriydi. Şimdi bu sembol, yaklaşık 300 günlük bir görev süresinin ardından, uçak gemilerinin o kudretli görsellerinin ve ABD'nin askeri gövde gösterisinin ardında çok daha karmaşık bir gerçekliğin yattığını ortaya koyan veriler sunuyor. Belki de en önemli nokta şudur: ABD ordusunun bu savaştaki durumuna ilişkin bugüne kadar yayımlananlar, anlatının sonu olmayabilir. Kamuoyunun henüz tam bir resme sahip olmadığı maliyetlerin bazı bölümlerinin gün yüzüne çıkışı, belki de daha yeni başlıyor.
yorumunuz